Görünmeyen bilgisayarlar…

ChandroGeoXplorer2

İlk bilgisayarın büyük bir odaya sığmadığını ve günümüzün herhangi bir mikro bilgisayarıyla kıyaslanmayacak ölçüde minik fonksiyonları olduğunu biliyor muydunuz? Yarım yüzyıl öncesine gitmeye gerek yok, 1990 yılında ilk kullandığım Apple Machintosh ED bilgisayarın harici hard diski sadece 10 megabayt kapasitesindeydi. Tahmin edebileceğiniz gibi dahili hard diski ise yoktu. Bugün kullandığım I-Phone’nun ilk kullandığım bilgisayara kıyasla 3200 kat güçlü olduğunu fark ettiğimde, tüm bu sürece tanıklık eden ben değilmişim gibi şaşırmıştım.

***

Bilgisayarlar giderek daha küçük alanlarda daha büyük kapasitelere ulaşıyorlar, yetenekleri ve güçleri katlanarak büyüyor. Bilgisayarlar, aynı anda hayatımızın farkında olmadığımız alanlarına da giriyorlar. Bir anlamda şimdiden “görünmez” oluyorlar. Örneğin yeni bir otomobilde 80’den fazla bilgisayarın olduğunu öğrenmek de şaşırtıcı değil mi? İlk otomobiller, at arabalarına takılmış motorlarla hareket eden atsız arabalardı. Bu nedenle otomobilin ilk isimlerinden biri “horseless” idi. Yani atsız… Yani sıfır lüks, sıfır donanım, sıfır teknoloji… Oysa şimdi her birinde 80 bilgisayar… Farkında mıyız? Pek sayılmaz.

İşte “görünmez bilgisayarlar” böyle böyle hayatımıza giriyor.

***

Görünmez bilgisayarların, çeşitli yan fonksiyonlar olarak hayatımıza girmek dışında gerçekten küçülerek de görünmez olması bekleniyor. Alman Frauenhofer Enstitüsü Başkanı Profesör Stefan Jahnichen, geleceğin bilgisayarlarının fark edilmeyecek kadar küçüleceğini söylemiş. Jahnichen, bir gözlüğün kenarına iliştirilmiş süper bir bilgisayarın, bir kalem aracılığıyla kullanılarak günümüzde bildiğimiz tüm işlevlerini ve daha fazlasını yapabileceğini söylüyor.

***

Bir adım daha atalım. Elektronik devrelerin organik yapılarla iletişim kurabildiği günlerin çok uzak olmadığını düşünen bilim adamları var. Yani bilgisayarların verilerinin insan bedenindeki hücrelerde saklanmasından söz ediyorlar. Kimileri için korkunç bir gelecek, kimileri için yeni bir insanın doğuşu. Böyle bir “yeni insan” da aslında “korkunç” olabilir.

Elektronik verilerin organik ortama aktarılması işin bir boyutu. Bir de organik verilerin, yani hafızamızın, bilgilerimizin elektronik ortama aktarılması meselesi var. Her iki konu da şimdilik bilim kurgu yazarlarının ve fütüristlerin tekelinde. Ancak bu iki grubun konuları kendi tekellerinde fazla kalmıyor. 19. yüzyıldaki en güçlü konuları uçan araçlardı. 20. yüzyılın başında ellerinden gitti. Uzay seyahati ise sadece yarım yüzyıl sonra…

Görünmeyen bilgisayarlar, şimdilik parmak mouse, şeffaf klavye ve gözlükteki ekran boyutunda. Yarın neler olacağını ise yaşayanlar görecek…