İnternet hâlâ bakir…

internet-marketing

Ömrü kısa sürmüş markalardan İxir’in kokoreççi ve kestaneci tipleriyle yaptığı reklamları hatırlarsınız. Bir kokoreççi ve bir de kestaneci, o döneme göre “ağır” internet muhabbeti yapıyor ve internet erişimi sağlayıcısı İxir’in ürünlerini tanıtıyordu. Reklam ajansı, bir gün herkesin internet kullanıcısı olacağı düşüncesinden hareketle, o gün için interneti kullanacağı düşünülemeyecek meslek gruplarına mensup tiplerle tanıtımı seçmişti.

Kokoreççi ve kestaneciye bazı reklamlarda “aptal sarışın” tiplemesiyle Banu Alkan da katılmış ve kestanecinin sorduğu:

-          Siteniz var mı Banu Hanım? Sorusunu, kokoreççi ve kestanecinin müstehzi ve acıyan bakışları altında:

-          Ayol ne sitesi, ben müteahhit miyim? Diye cevaplamıştı.

***

Yıllar geçti, “site” deyince akla daha çok “web sitesi” gelmeye başladı. Teknostyle.com sitesinin verdiği bilgiye göre Türkiye’deki web sitelerinin sayısı, 2011 yılında 17 milyona yaklaştı. Yani neredeyse her dört kişiye bir internet sitesi düşüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre evlerden internete erişim oranı yüzde 42,9’a ulaştı. Bunun anlamı evlerin yarıya yakınında internet var. İnternete erişim kentlerde yüzde 50’yi çoktan aşmış durumda.

Yine geçen yılın mart ayına kadarki dönemin verilerine göre internetin alışveriş amacıyla kullanımı yüzde 18,6’ya ulaşmış. Yani interneti kullanan her 5 kişiden biri aynı zamanda alışveriş yapıyor. Bu verilerin indirim siteleri çılgınlığı öncesini kapsadığını hatırlatmakta yarar var. Muhtemelen bu yılın verileri açıklandığında hızlı bir yükseliş gözleyeceğiz.

***

Gelelim girişimlerin, ticari müesseselerin internetle ilişkisine. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2011 yılı Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanımı Araştırması’na göre Türkiye’deki girişimlerin yüzde 92,4’ü internet erişimine sahip. Üstelik bu erişimin yüzde 90’dan fazlası genişbant bağlantıyla gerçekleşiyor.

Girişimlerin yüzde 59,9’unun kendilerine ait internet sitesi var. Bu oran 2010 yılına göre artsa da birkaç yıldır düşüyordu. Örneğin 2007’de yüzde 63,6 olan internet sitesi sahipliği oranı art arda 3 yıl düşmüş, 2011’de ise artışa geçmiş. Bir başka ifadeyle, şirketler kriz zamanlarında, beklenenin tersine, kendilerini dünyaya tanıtacak ve işlerinin iyileşmesine katkıda bulunacak internet sitelerine zaman ayırma gereği duymamışlar.

***

Gelelim şirketlerin internet alışverişini kullanım oranlarına. Girişimlerin sadece yüzde 14,2’si internet üzerinden ürün ya da hizmet siparişi vermiş. Yani tüketicilerin yüzde 18,6 oranındaki kullanımına göre oldukça az. Şirketlerin internete erişimi yüksek, ama alışveriş için kullanımı pek az…

Girişimler interneti sadece “alım”da değil “satım”da da az kullanıyorlar. Türkiye’de internet erişimi ve web sitesi olan tüm girişimlerin sadece yüzde 12,3’ü internet üzerinden ürün ya da hizmet siparişi almış.

Yani Türkiye’deki internet sektörü henüz doygunluğa ulaşmış durumda değil. Şirketlerin neredeyse yarısının web sitesine ihtiyacı var ve yüzde 90’ı internet aracılığıyla mal ve ürün satabilmek için “bekliyor”…

“Ne bekliyor?” sorusunu doğru cevaplayanların kazançlı çıkacaklarına şüphe yok…