Kır kafandaki zincirleri…

fatih-projesi

Geçenlerde Fatih Projesi kapsamında pilot okullarda tablet dağılımı yapıldı. Bu konuyu haber yapan televizyonlar genellikle kitapların bir tablet içine sığması ve çocukların da kitap taşımaktan kurtulması temasını işlediler.

Öğrencilere mikrofonu uzatan muhabir soruyor:

-          Bu tabletler iyi oldu değil mi?

-          Evet, iyi oldu…

-          Kitap taşımaktan da kurtuldunuz değil mi?

-          Evet, kitapları taşımak zor oluyordu…

Böyle uzayıp giden, “öldüren diyaloglar”… Bir muhabir de uzmanına gidip, “bu tabletlerin eğitime etkisi ne olacak?” diye sormadı. Daha doğrusu soranına ben rastlamadım. Ne işe yarayabileceğine dair fikir yürütüp, yönlendiren sorularla istediği cevapları almaya çalışırlarken, projenin ana hedefiyle ilgili bilgi vermeye yaklaşamadılar bile.

***

Oysa tabletler, kağıt kitapların kullanımını azaltıyor ama ek birçok özelliği var.

Öncelikle tabletler sürekli güncellenen kitaplar kavramıyla tanıştırıyor eğitim sistemini. Yani herhangi bir konuda gerçekleşen yenilikler, kitapların hızla değişmesiyle öğrencilerin bilgisine sunulacak.

Yine tabletlerde okunan metinler ve fotoğrafların yanında ses, müzik ve filmler de eğitim araçları olarak kullanılabilecek.

Tabletler sınıflardaki akıllı tahtalarla etkileşim halinde çalışacaklar. Yani öğretmenin anlattıkları ve tahta kullanımı tablet tarafından algılanacak.

***

Bunlar gibi birçok yenilik getiren ve aslında eğitimde devrim olarak kabul edilebilecek bir sistemin, en basit yönünün öne çıkarılması niye?

Garip ama bunun cevabı o muhabirlerin yetiştikleri eğitim sisteminde. Öğrencilikleri boyunca taşırken mağdur oldukları ağır çantalar, işin özünü görmelerini engelliyor. Tabii bugün kullandıkları ya da kullanamadıkları teknoloji de bu bakış açısının belirleyenlerinden. Eğer bir tablet bilgisayar kullanıyorsanız neler yapabildiğini bilirsiniz ve daha doğru soruları sorabilirsiniz.

***

Yıllar önce tipo sistem için hazırladığımız gazeteyi ofset baskı için ve üstelik Machintosh bilgisayarlarla hazırlamaya başladığımızda yaşadıklarımız aklıma geldi. Aylarca bilgisayarın kolaylıklarını bildiğimiz halde kullanmaktan uzak durmuştuk. Çünkü kafamız tipo sisteme uygun sorunlara, o sisteme uygun çözümler üretiyordu. Bir gün artık bilgisayarla çalıştığımızı şaşkınlıkla idrak etmiş ve ona göre çalışmaya başlamıştık. O gün, bilgisayarları gerçekten kullanmaya başlamıştık.

Kafamızdaki zincirleri kırmamız uzun sürmüştü. Mevcut sistemle ne kadar çok çalışmışsanız, yeni sisteme o kadar zor adapte oluyorsunuz. Zincirleri kırmak o kadar zor oluyor.