Sporun, konforun, hızın ve kırmızının babası Enzo Ferrari

aEnzo_Ferrari

1898 yılında doğduğu İtalya’nın Modena kasabasına uygun hayalleri olan bir çocuktu. Opera sanatçısı olmak istiyordu ancak yeteneği yoktu. İkinci düşündüğü meslek olan spor muhabirliği için yeterli çabayı göstermedi çünkü otomobil yarışçılığına tutkusu çok güçlüydü. Bu tutku çağdaş dünyanın ikonik markalarından birini doğurdu.

1916’da askerde bulunan Enzo Ferrari’nin babası ve ağabeyi, Birinci Dünya Savaşı’nda 18 milyon kişinin ölümüne yol açan İspanyol Gribinin kurbanı oldular. Bu ölümler sonrası okulu bırakan Ferrari orduya alındı. Ferrari, cephe arkasında katır nalladı. 1918 yılında o da gribe yakalandı ama atlattı.

Savaştan sonra dul annesine de bakmak zorunda olan Enzo Ferrari, önce Fiat’a iş için başvurdu ancak işe alınmadı. Bir süre sonra Vespa için test sürüşleri yapmaya başladı ve bazı yarışlara katılarak dikkat çekmeyi başardı. Bu sayede 1920 yılında Alfa Romeo için çalışmaya başladı. İtalya adına elde ettiği başarılar sayesinde Mussolini’nin takdirini kazandı ve şövalye unvanı aldı.

1920’lerde bir süre yarışlara ara verdi. 1927’de tekrar yarışmaya başladı ve 1932’de oğlu doğuncaya kadar yarış kariyerini sürdürdü. 1941’e kadar Alfa Romeo’da idari görevlerde çalıştı ve kendi otomobilini tasarlamak amacıyla buradan ayrıldı. Kurduğu küçük fabrikada savaş nedeniyle silah üretti.

Savaştan sonra 1946 yılında kendi adını taşıyan ilk otomobili tasarladı. Büyük sükse yapan Ferrari otomobiller 1950’ler boyunca şirketin büyümesine yol açtı. 1960’lardaki kriz sonrası şirketin yüzde 90’ını Fiat’a sattı. Yine de şirketin kontrolünü, öldüğü 1988 yılına kadar elinde tutan Enzo Ferrari, opera sanatçısı olmak isteyen bir askeri nalbant olarak olağanüstü şeyler başardı ve tasarladığı otomobille, spora, konfora, hıza ve kırmızıya yeni anlamlar yüklemeyi başardı.