Kolay para sağlığa zararlı…

Money-raining-from-the-sky

Aslında “kolay para”, yani kolay yoldan kazanılan para çoğunluk için güzel bir rüyadır. Bu paraya “kazanılan” demek bile yanlış belki, çünkü kazanmak için belli bir çaba gerekli. “Kolay yoldan gelen” demek daha doğru olacak.

Neyse, kolay yoldan gelen parayı insanların geneli “kurtuluş” olarak görür. Hele gelir düzeyi düşük insanlar daha bir umut eder şans oyunlarından gelecek büyük paraları.

Oysa kolay paranın miktarı yükseldikçe ve “talihlinin” kazanmadan önceki gelir durumu alçaldıkça bir takım sorunlar baş gösterir.

Medyadan izlediğiniz kadarıyla büyük ikramiye kazanan insanların durumu birkaç yıl sonra ne oluyor? Hemen tamamı, büyük ikramiyeyi kazanmadan önceki durumlarından daha kötü duruma düşüyorlar.

***

Bugün gazetesinin web sitesindeki bir haberde birkaç kez büyük ikramiye kazanmış bir ayakkabı boyacısının hikâyesi aktarılmış.

“Talihli” Mustafa Savgan… Ayakkabı boyacısı. 1982 ve 1984 yıllarında iki kere büyük ikramiye kazanmış. Her iki ikramiyeyi de kısa sürede tüketmiş ve yine ayakkabı boyacılığı yapıyor. Konuyla ilgili söyledikleri de önemli: ”Şu anda daha çok huzurluyum. Neden huzurluyum, en azından param yok”. Hemen ardından söyledikleri ise Mustafa Beyin pek de uslanmadığının göstergesi: “Şimdi yılbaşı için de 5 tane tam bilet cebimde. Ben tam oynarım, ne çeyrek ne yarım. Ya herro ya merro. Olursa tam (olsun), olmazsa hiç. Cebime bileti koymadığım takdirde uyuyamam. İlla ki her çekilişte bileti cebime koymam şart.”

***

Peki, insanların çoğu neden gelen ikramiyeyi doğru değerlendirip “zengin” kalamıyorlar? Geçenlerde okuduğum bir habere kadar bu sorunun cevabını şöyle verirdim: Çünkü gelen para “kolay para”. Yani kıymeti bilinmiyor… Eh kıymeti bilinmeyen paranın harcanması da, isteyen nevzuhur akrabaya dağıtılması da pek zor olmuyor.

Oysa geçenlerde ABD’de lotodan 558 milyon dolar kazanan bir tamirci ile ilgili yapılan açıklamalar farklı bir noktaya dikkatimi çekti. Ntvmsnbc’de okuduğum habere göre aniden ve çok büyük miktarda paraya kavuşan insanların yaşadıkları büyük mutluluk dolayısıyla beyinlerinde salgılanan hormon dengelerini bozabiliyormuş.

Uzmanlar ilk zamanlarda yaşanan büyük mutluluk ve heyecanın, bir süre sonra yerini endişeye ve kaygıya bırakabileceğini belirtmişler. Temple Üniversitesi Psikoloji profesörlerinden Frank Farley, yaşanabilecek sorunların beynin dengesinin bozulması, kaygı endişe ve depresyon ihtimali ile sınırlı olmadığını belirtmiş ve eklemiş: “Para size mutluluk getirmiyor. Tam tersine büyük bir ilginin odağı oluyorsunuz. Birçok insanın finansal hedefi oluyorsunuz. Hiç tecrübeniz olmayan konularla her gün baş etmeniz gerekiyor. Bu durum, parayla başarabileceğiniz şeylerin olasılığını da riske atıyor. Herkes binbir çeşit tavsiye ve istekle kapınıza dayanıyor ve hayatınız alt üst oluyor.”

Bu konuda bilimsel veriler de var. Journal of Personal and Social Psychology dergisinde kısa bir süre önce yayımlanan ancak 1978 yılına ait olan bir araştırma bu iddiayı destekliyor. Araştırma ABD’de ikramiye vuran 22 kişinin zengin olduktan sonra hiç de mutlu olmadığını göstermiş.

İngiltere’de yapılan ve bu verileri yanlışlayan bir araştırma var, ancak bu araştırmanın denekleri 200 bin dolara kadar ikramiye kazananlardan oluşuyormuş.

Dolayısıyla ikramiye miktarı arttıkça sorunlar artıyor diyebiliriz.

***

Peki, ikramiye kazanan zaten zengin biri olursa ne olur? Sanayici bir dostumun kazandığı büyük ikramiyeden biliyorum. İkramiyeyi kazandığı günlerde nakit sıkıntısı olan sanayici, çalışanlarının sigorta primlerini ödemiş ve “ilaç gibi geldi, tam zamanında açığımızı kapattı” demişti…