Girişimcinin cesaret ayağı tamam da…

jack-simony-david-lichtenstein

Bir muhasebeci arkadaşım anlatmıştı, yeni bir ürün üretmek için yatırım yapmayı düşünen bir müşterisi fikrini almak istemiş.

- Sence bu ürün tutar mı? diye sormuş.

Arkadaşım da ürünle ilgisi bilgisinin olmadığını belirtmiş ve sektör mensuplarına sormasını tavsiye ederek, bir fizibilite raporu hazırlatmadan girmesinin sakıncalarını anlatmaya çalışmış.

Müşterisi sessizce dinlemiş. Bir süre sonra da gerekli yatırımı yapıp ürünü üretmiş ve piyasaya sunmuş. İşlerin nasıl gittiğini soran muhasebecisine de şunları söylemiş:

- Sen fizibilite falan dedin ama o uzun iş. Ben işe bodoslama girdim. Ürün çok tuttu. İşler de çok iyi… Allah’a şükür ki seni dinlememişim…

***

Bir başka hikaye de TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan. Bir Afrika ülkesine gitmek üzere uçaktayken yanına gelen genç bir girişimciyle yaptığı sohbeti bazı konuşmalarında anlatır Hisarcıklıoğlu. Genç girişimci Rifat Bey’e yaklaşıp hal hatır sorar ve tanışır. Rifat Bey de ne iş yaptığını sorar.

- Kozmetik ürünleri pazarlıyorum.

- Çok güzel. Peki buralarda hangi dil konuşuluyor? Yerel dilleri biliyor musun?

- Yok Başkanım.

- Peki İngilizce mi konuşuyorsunuz?

- Yok Başkanım. Ben Türkçe’den başka dil bilmem.

- İyi de malı nasıl satacaksın? Hiç dil bilmeden olur mu?

- Olmaz mı Başkanım. Bundan önceki 20 ülkeye nasıl sattıysam, bunlara da satarım evelallah…

Konuşma sürer ve genç adamın tamamen işaret dili ve kağıtlara rakamlar yazarak ürünlerini sattığı anlaşılır. Rifat Hisarcıklıoğlu, girişimciliğin ilk ayağı olan “cesaret”in bizlerde fazlasıyla olduğunu belirtmek için bu hikayeyi arada anlatır.

***

Dünya Bankası verileri de bu gözlemi destekliyor. Türkiye’de her 100 kişiden 6’sı girişimci. Ancak hem bu sayının artması gerekiyor, hem de İnovatif girişim fikirlerinin daha fazla öne çıkması gerekiyor.

Hepimiz biliyoruz ki “girişimcilik”ten anladığımız;

“Komşunun yaptığını yap, kaybetmezsin…”

Habuki bir süre sonra aynı işi yapanların artışıyla kârlılık düşüyor, dükkanlar kapanıyor, girişimcilik macerası hüsranla sonuçlanıyor.

Belki de sorulması gereken soru, “kimin yaptığını taklit edersem kazanırım” yerine, “kimsenin yapmadığı hangi işe girersem kazanırım” olmalı…