Hiçbir şeyin değişmemesi için…

gattopardo_salina01

Geçen hafta akıllı telefonun kaç eşyaya bedel olduğunu sıralamış ve eklemiştim;

“Bitti mi?

Bitmedi…

Ve bitmeyecek…

Her gün eklenen binlerce yeni uygulama ile yetenekleri sürekli artacak.

Ve muhtemelen de hayatımıza her geçen gün daha da nüfuz edecek, daha da vazgeçilmez olacak…”

***

Bu hafta da konunun bir nevi devamına göz atalım…

Akıllı telefonların yeni yetenekleri bazı meslek erbabını olumsuz etkileyecek.

Örneğin, akıllı telefonların yaygınlaşması kağıt ajanda kullanımını sürekli azaltıyor.

Örneğin, herkesin telefonundaki fotoğraf makinesiyle çektiği fotoğrafları bulut bilişim sayesinde saklaması ve kağıda basmaması fotoğrafçılık mesleğinin sorunlar yaşamasına yol açıyor. Kağıda basılmayan fotoğrafların zamanla yok olacağı, insanların bir süre sonra “keşke” diyeceği gerçeği ne yazık ki durumu değiştirmiyor.

***

Bu durum sadece günümüze ve akıllı telefonlara özgü de değil. Çocukluğumda mahallemizde bulunan tahta oyuncak imalatçısı Ali Dede’nin çocukları çeyiz sandığı, torunu da çekyat üretmişti. Herkes kendi döneminin ihtiyacına cevap vermeye çalışıyordu. Şimdi hiçbiri yok. Tüm bu üretimler endüstriyel hale geldi.

Gençliğimin matbaalarının hurufat imalatçıları, çinko kalıpçıları da ya yok oldu ya da iyice azaldı.

Dia banyosu yapan fotoğrafçı mı var artık, o diaları tarayıp temizleyen renk ayrımcılar mı? İlkini dijital fotoğraf makineleri, ikincisini doğrudan kalıba pozlandırmayı mümkün kılan CTP teknolojisi bitirdi.

***

Geçenlerde Yrd. Doç. Dr. Kahraman Arslan Hocam bir hikaye anlattı.

Zamanında, Halıcıoğlu civarında atların tımarı için kaşağı üreten birçok imalatçı varmış. Bu imalatçıların çoğu kaşağı ihtiyacı azalınca işi bırakmış, dükkânlarını kapatmış. İçlerinden biri “ben kaşağı imal ediyorum ama aslında fırça imalatçısıyım” diye düşünüp farklı ürünlere yönelmiş. Her çeşit fırçayı üretmiş. Kendini ve işini de doğru konumlandığı için, “Banat” üretimini bugün de sürdürüyor.

***

Herşey değişiyor. Eskiye göre de oldukça hızlı değişiyor.

Değişimden şikâyet etmenin de şikâyet edene pek bir faydası olmuyor.

Her zaman mümkün olmasa da en doğrusu, durumu gerçekçi olarak değerlendirip, gerekli adımları gecikmeden atmak…

Ama ne yazık ki her zaman ve herkes için mümkün olmuyor.

***

İtalyan yazar Giuseppe Tomasi di Lampedusa‘nın 1958 yılında yayınlanan ve Türkçeye Leopar adıyla çevrilen Il Gattopardo romanı bir değişim sürecini anlatır. 1800’lerin ortalarında İtalyan birliğinin kurulması sürecinde çöküşe geçen bir prensin ailesi ekseninde yaşananlar aktarılır. Sinema uyarlamasında Burt Lancester’ın canlandırdığı çöken krallığın Prensi Fabrizio Salina, hayatının muhasebesini yaptıktan sonra, “Her şeyin olduğu gibi kalmasını istiyorsak, her şeyi değiştirmeliyiz” diye düşünür…

***

Evet, her şeyin olduğu gibi kalmasını isteyen, değişimi kendi gerçekleştirmeli…

Başkalarının değişimine maruz kalan ise her şeye hazır olmalı…