Gerçek dünya, inandığın dünyadır…

iStock_000016288715Small

Gerçek nedir?

İnsanlık tarihi kadar eski bu soruya hala farklı cevaplar veriliyor.

Yine de yanıltıcı olabilen beş duyumuzla algıladıklarımıza “gerçek” diyelim ve “kalple” algılanan “hakikat” konusuna girmeden devam edelim.

Çevremizdeki dünyayı beş duyumuzla algılar ve aklımızla anlamlandırırız.

Ancak herkesin aklı farklı… O kadar farklı ki dünyada yaşayan ve yaşamış insan sayısı kadar zekâ türünün olduğunu iddia eden uzmanlar var.

Dolayısıyla her birey, “aynı” etkileri “farklı” biçimde algılayabiliyor.

***

Aynı müziği dinleyen biri hüzünlenirken, diğerinin içi yaşama sevinci dolabiliyor. Çünkü her ikisinin de farklı genetik mirası var ve her ikisi de o müziği bugüne kadar yaşadığı deneyimlerin süzgecinden geçirip değerlendiriyor.

Aynı olaya tanık olan herkes, olayı bir başkasına farklı bir açıdan anlatabiliyor.

Aynı ortamda yetişen, aynı tecrübeleri yaşayan kardeşler bambaşka görüşlere sahip, bambaşka insanlar oluyor.

Çünkü aynı tecrübeler herkes için ayrı neticeler doğuruyor.

***

Bizden bağımsız olarak var olan herşey, biz görüp değerlendirdiğimizde bizim bakış açımızla yeni bir “anlam kazanıyor”.

Aslında büyük bir sorun, içimizden birinin gözüne bir çözüm olarak görünebiliyor.

Korkunç bir çözümsüzlük içinde çırpınan ülkenin içinden çıkan biri, diğerleriyle kıyaslandığında “çarpık” bir bakış açısıyla önerdiği çözümleri uygulayarak tüm ülkeyi felaha kavuşturabiliyor.

Bir başkası, büyük bir inançla bağlandığı “kafasındaki dünya”ya ötekileri de inandırıp tüm ülkeyi felakete sürükleyebiliyor.

Bu inancın gücüdür…

Bu öyle bir güçtür ki, var olduğuna inandığınız hale getirmeniz bile mümkündür gerçekte olanı…

***

Bir ülkeyi veya bir şirketi kurtarır veya batırırken de bir ürünü satarken de inanca ihtiyacınız vardır.

Geçenlerde telefonla satış yapan bir şirketin yöneticisiyle görüşüyordum. Yüksek bedelli ürünleri her satıcının satmayı başaramadığını söyledi.

Neden, diye sordum.

İnançları eksik, dedi.

Ne inancı, dedim.

O ürünü bu fiyata satabileceklerine olan inançları, dedi…

***

Yani gerçekte olmayacak bir şeyi yapabileceğine inanıyorsan, yapmak için en azından denersin.

Denersen de başarma şansın doğar.

Başarırsan da “gerçek” dünyayı “inandığın” dünyaya dönüştürmüş olursun…