Parayla saadet olmaya başlamış

22

“Parayla saadet olmaz” sözü hem meşhur, hem kabul görmüş sözlerdendir.

Yeri geldiğinde söylenir, kimi inanarak, kimi istihza ile ve çok görmüş geçirmişlere özgü yarı kapalı gözlerle, içinden “olur, bal gibi olur” diyerek…

İşin ilginç tarafı bu sözün geçerliliği 1970’lerde gerçekleştirilen gayet bilimsel bir çalışmaya göre “doğrulanmış” durumdaydı.

Durumdaydı, diyorum çünkü yapılan yeni bir araştırma eskisini “yanlışladı”.

***

Önce eskisinden, yani “parayla saadet olmaz” tezini ispatlamış araştırmadan bahsedelim.

1974 yılında ABD’li ekonomist Richard Easterlin tarafından yayınlanan bir makalede kısaca ve kabaca şu tez öne sürülür: İnsanın temel ihtiyaçlarının fazlasına sahip olması mutluluğunu artırmaz. Çünkü insan hep daha fazlasını ister ve bu nedenle ne kadar zenginleşirse zenginleşsin mevcut durumu onu mutlu etmez.

Easterlin Paradoksu olarak anılan bu tez sonrasında Richard Easterlin hükümetlere “gayrisafi yurtiçi hasıla” değil “gayrisafi milli mutluluk” tesisi için çalışmalarını önerir.

***

Easterlin Paradoksu’nun üzerinden oldukça zaman geçti.

Yeni çalışmalar yapılıyor.

Zaman değişiyor, insanlar değişiyor…

Michigan Üniversitesi’nden iki ekonomist yeni bir tez ortaya attı. Betsey Stevenson ve Justin Wolfers, Amerikan Economic Review, Papers and Proceedings dergisinde yayınlanan makalelerinde, para-mutluluk denkleminde herhangi bir noktada doygunluğa ulaşıldığı yönünde bir kanıt bulunmadığını iddia ediyorlar.

Stevenson ve Wolfers, 1974 yılında ortaya konan Easterlin Paradoksu’na karşı çıkıyor ve “Sadece yoksullar incelendiğinde tespit edilen para-mutluluk ilişkisinin sadece zenginler incelendiğinde bulunan ilişkiyle benzer olduğunu” vurguluyorlar.

***

Easterlin Paradoksu’nun önemli bir yönü de Japon toplumu üzerine yapılan çalışmalar sonucu ortaya konmasıydı. Bugün Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde görev yapan ve Japonya üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Richard Easterlin’in araştırmasında, Japonya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomi mucize yaşanmasına rağmen ulusal mutlulukta çok az ya da hiç artış olmadığını ortaya koymuştu.

Japonların milli özelliklerin ve II. Dünya Savaşı yenilgisinin araştırma sonucunu ne kadar etkilediği tartışılır.

Aynı nedenle Stevenson ve Wolfers’in araştırma sonuçlarına da ihtiyatla yaklaşılabilir.

Yine de 40 yılda bir şeylerin değiştiği muhakkak.