Her Gün Altın Bulmak İster misiniz?

gold-pirate-treasure

Herkesin birbirini tanıdığı, cemaziyelevvelini bildiği küçük yerlerde, bir esnaf biraz sivrildi mi, beklenenden fazla zenginleşti mi, hemen dedikodu kazanı kaynamaya başlar.

Dedikodu dediysem öyle çok yaratıcı şeyler beklemeyin, hemen her yerde standarttır:

-          Altın bulmuşlar.

-          Kesin.

-          Hergün üç beş bilmemne satmakla olacak şey mi bu?

-          Tamam, çalışkan çocuklardır.

-          Yukarıda Allah var, doğru; hepsi birbirinden çalışkan. Amma çalışmakla olacak zenginlik mi bu?

-          Olmaz.

-          Mümkünü yok.

-          Çok laf yalansız…

-          Çok mal haramsız…

-          Olmaz, mümkünü yok.

Böyle sürüp gider, “çok laf” kısmını düşünmeden, “çok mal”ın acımasız dedikodusu…

***

Aslında bu tip dedikoduyu yapanlar da bilir, altın bulduğu bilinen hiç kimse, hiçbir şeye, asla yatırım yapmamıştır. Hele sanayici olan bir “gömücü” görülmüş şey değildir.

Dedikoduyu yapanların birçoğu “o” tesisi kurmak için bankadan alınan krediden de haberdardır. Ancak bu bilgiyi, birkaç yıl sonra başlayacak “batacaklar” dedikodusuna saklamaktadır.

Ve ısrarla aynı teraneyi tekrarlarlar:

-          Mümkün değil; çalışmakla olmaz…

Çünkü çalışmakla olacağına inanırlarsa, en az onlar kadar çalışmaları gerekir. Ya da bu durum, her ne kadar tersini iddia etseler de aslında yeterince çalışmadıklarının delilidir.

Bu nedenle ısrarla tekrarlar ve sonunda kendileri de inanırlar:

-          Mümkün değil; çalışmakla olmaz…

***

Haklarında bu tip dedikodular bol bol yapılan bir işadamı dostuma, tıraş olurken patavatsız bir berber çırağı soruvermiş:

-          Abi, sizin için altın buldu diyorlar, doğru mu?

Muzipliği ve hazırcevaplığıyla meşhur işadamı cevaplamış:

-          Doğru. Hatta biraderler bu gece de altın aramaya çıkacaklar. Biz her gece altın ararız. Genellikle de biraz buluruz.

-          Hakikatten mi abi? Nerelerde arıyorsunuz?

-          Valla kesin bir yer ve harita yok. Hangi köy denk gelirse… Kahveye girip, selamı verip başlıyoruz altını aramaya…

-          Abi sen benimle dalga mı geçiyorsun? Kahvede altın mı aranır?

-          Valla biz orada arıyoruz. Gün boyu ürettiğimiz malları, gece köy köy gezip satıyoruz. Bulabildiğimiz en iyi satış yeri de kahvehaneler. Yavaş oluyor ama çalışırsan altını bulacağın kesin…

***

Berber çırağı dersi almış mıdır bilmem. Ama bugün Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşundan birinin yönetimindeki altı kardeş, iş hayatına başladıkları günden bu yana hummalı bir biçimde çalışmayı sürdürüyor.

Davut, Adnan, Şadan, İsmail, Murat ve İlhan Doğan çocuklarına sadece şu öğüdü veriyorlar: Çalışırsan olur…

Şirketleri şimdilik ilk 1000’de…

Bir kasabadaki 15 metrekarelik dükkânda başlayan mobilya işini Doğtaş markasıyla sürdürüyorlar.