Daha az çalışarak, daha çok kazanma mücadelesi…

mesainin-bitmesine-dakikalar-kala

Ali Şen dillendirmiş, bir Rumeli atasözü varmış; “erken kalkan işine, altın takar dişine.”

Benzeri mesajlar veren, “erken kalktım işime, şeker kattım aşıma”, “erken kalkan işine, geç kalkan düşüne” ve “erken kalkan yol alır” da güzel sözlerdir.

Çalışma saatlerinin gün ışığından daha fazla yararlanmak için sabah 6’ya çekilmesini öneren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın önerisi tartışılıyor.

Sabah işe erken gelmesi ve cumartesi de çalışması gündeme gelen “çalışanlar”, durumdan fevkalade rahatsız. Patronların bu “yeni oyunu” karşısında direneceklerini belirtiyor ve ekliyorlar, “Kazanılmış haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.”

Sendikacılar, sabah erken kalkmanın “israfa” yol açacağını belirtiyor ve ekliyorlar, “kimse sabahın erken saatinde vergisini yatırmaya gitmez.”

***

Tüm film, dizi, roman ve karikatürlerde koca göbeğiyle öğle saatleri uyanıp robdöşambr keyfi yapan patronlar diyor ki, “biz zaten sabahları erken kalkıyoruz, memur ve işçiler de gelsin, çalışalım.”

Patron Ali Şen, “sabah kalkmak spor yapmak gibidir” diyor ve ekliyor, “erken kalkan işine altın takar dişine.”

Patron Abdülkadir Konukoğlu, “Avrupa Birliği tembelliğin cezasını çekiyor. Şimdi çalışma saatlerini uzatmak ve emeklilik yaşını artırmak için çalışıyorlar” diyor ve ekliyor, “Başbakan bile birkaç saat uyuyor.”

Patron Ali Ağaoğlu, “hayatım boyunca 7’yi 1 geçe kalktığımı hatırlamam” diyor ve ekliyor, “cumartesi değil pazar günleri de çalışılsın isterim.”

Patron Nihat Özdemir, “dünya sırf bu yüzden patladı, biz onların hatalarına düşmemeliyiz” diyor ve ekliyor, “daha çabuk ve hızlı büyüme çok çalışmakla olur.”

Patron Ahmet Nazif Zorlu, “ABD bu şekilde çalışıyor” diyor ve ekliyor, “biz onlardan çok mu ileriyiz ki bu kadar tatil yapıyoruz?”

Tüm bu patronlar da 5 ile 7 saatleri arasında işe başladıklarını söylüyor.

***

Bakan’ın derdi ise, enerji verimliliği. Gün ışığından daha fazla yararlanılacak ve böylece enerji sarfiyatı azalacak, enerjiden kaynaklanan cari açık düşecek, sanayicinin enerji giderleri azalacak, karlılığı ve rekabet gücü artacak.

İşin asıl muhatabı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise konuyla ilgili bakanlıklarının bir çalışması olmadığını belirtmiş ve eklemiş, “çalışma saatleri kanunla düzenlenir, konu gündemimizde değil.”

***

Aslında mesele “olmak ya da olmamak” kadar önemli…

Tüm ekonomik değerlerin, emeğin, sermayenin, hammaddenin, bilginin “sınır tanımaz” bir biçimde “dünyalılaşması” rekabeti bilinen anlam ve sınırının çok dışına taşıdı.

Bugün Chang’ın iş bulması, Hristo’nun işini kaybetmesine yol açıyor.

New York’taki müşterinin, İstanbul firmasının ürününü tercih etmesi, Sydney’deki firmayı zora sokuyor.

“Daha az çalışarak, daha çok kazanma mücadelesi” veren başta Yunanlıların anlaması gerekiyor; Avrupa tipi refah toplumu bir hayal, bir yanılsama, bir ütopyadır. Katma değeri yüksek ürünler üretmeniz de bunu sağlamaz çünkü aynı ürünleri, bilginin dolaşımı sayesinde, kısa sürede herkes üretmeye başlar.

Binlerce yıldır geçerli olan acı gerçeği hatırlamanın zamanıdır diyor ve ekliyorum, “ne kadar ekmek, o kadar köfte.”

Ya da tarım toplumunda söylendiği gibi, “ne ekersen onu biçersin.”