Kral çıplak, tebaa bî idrak…

jr_ewing

Van’da yaşanan deprem, ciddi bir sorunumuzla yine yüzleşmemize yol açtı: İmar…

Evlerimiz, işyerlerimiz, köylerimiz, kasabalarımız, şehirlerimiz, hülasa bütün ülke imar açısından dökülüyor. 2000 yılından önce yapılmış binalar daha da sorunlu. Estetik açıdan, mühendislik açısından, hammadde açısından durum çok vahim.

Evler, “nohut oda, bakla sofa” mantığıyla tamamen “barınmak” amacıyla inşa edilmiş. Mimar eli değmemiş planlarla üretilmiş. Haliyle yarısından fazlasının imarı da iskanı da yok.

Önemli bir kısmı “gecekondu”, daha irileri “apartmankondu” olarak yerden bitmiş. Haliyle bunların tapusu da yok.

“Bize bir şey olmaz” suyu, deniz kumuyla karılıp, içine yarım porsiyon kalitesiz çimento katılmış ve iki kalasla çatılmış kalıp içindeki hurda demirlerin arasına dökülmüş. Sonra bu kolon, market raflarına, galeride sergilenecek otomobile ya da bilardo masalarına yer açmak için “kesilmiş”…

***

Tüm bu rezillik silsilesinin son halkasını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’tan öğreniyoruz. Depremde yıkılma riski yüksek olan binaları yenilemek için önerilen “imar artışı” çözümüne “vatandaş” yanaşmıyormuş. “Daha fazla”sını istiyormuş.

Nasıl yani?

Yanisi şu: Belediye diyor ki: “Çürük apartmanınızı yenileyelim. Bunun için kaynak olarak da imar artışı yapalım. Böylece sağlam ve kaliteli binaların üretim maliyetini çıkaralım.”

Vatandaş diyor ki: “Tamam, ama en az iki katını isterim.” Yani bir dairesi olan “en az” iki daire istiyor. En az diyorum, çünkü üç, dört daire isteyen de var. Kadir Bey çok kibar olduğundan “vatandaşın afaki talepleri” diyor geçiyor. Aslı şu: Vatandaş belediyenin imar artışıyla üretilecek ve maliyeti karşılamak üzere satılacak daireleri de istiyor. İyi de kardeşim senin evini sağlamlaştırmak üzere gereken parayı belediye teksir makinesinde mi basacak?

***

Bu talebi yapabilenle, bu çürük evleri üreten kafa aynı… Sorun idraksizlik. Bilmek ayrı, idrak ayrıdır. Hepimiz birgün öleceğimizi biliriz. Ancak ölümle yüzyüze gelmeden çok azımız bunu idrak ederiz.

Herkes Belediye’nin yaptığı teklifin maliyetinin imar artışından elde edilen dairelerin satışıyla karşılanacağını biliyor. Ancak daha fazlasını koparma ihtimalini zorlamak amacıyla diretiyor. Bu arada kendisinin, eşinin, çoluk çocuğunun hayatını riske atmayı sürdürüyor.

Kadir Topbaş, bu vahim durumu özetlemek için “kral çıplak” demiş. Doğru; kral çıplak, amma tebaa da bî idrak…